ÜÇ ÖĞÜN MUTLULUK

  ‘’Üç öğün yemek yiyoruz burada mutluyum. Yatağımız sıcak hiçbir açığımız yok hocam ‘’, diyor bir çocuk. Biz kocaman gökdelenlerin, apartmanların içinde kendi yalnızlığımızla o kadar kalabalığız ki mutluluğu fark edemeyecek kadar uzaklaşıyoruz galiba kendimizden. Ne çok tarifimiz var değil mi mutluluğa dair ‘’ hayat arkadaşına sahip olmak, sevdiğinle uyanmak, zengin olmak, sanatçı olmak , ünlü olmak, patron olmak, üniversite kazanmak, pırlantalar takmak’’, yada daha bilir kişi edasıyla ‘’ her gün yeni bir felakete uyanmamak , kapitalizme karşı durmak çok üretmek ‘’ yada çok çiftleşmek  Adımızın önüne eklenen sıfatlar değiştikçe değişiyor mutluluk algımız. Ve hayat bize o kara kutunun içinden sunulanı beri biz gökdelenlerinde oturan adamların bizim için uygun gördükleri hayatlara özeniyoruz. Onların çektikleri filmlere –çoğu zaman- onların satmaya çalıştıkları ürünlere onların yaşadıkları yaşamlara sahip olmak için nefes alıyoruz. Öyle ki sanki mutluluğu ömrün en sonuna emekliliğe ertelediğimiz yetmezmiş gibi hepimiz egede bir sahil kasabasında domates yetiştirip zeytin dikmek istiyoruz. Kimsenin Konya’ya Malatya’ya Trabzon’a Artvin’e gidesi yok.
 Ve biz kendi minicik dünyamızda kocamanlaştırdığımız bir sürü aptallıkla boğuşurken, mutsuzum mutsuz nidaları ile doktor doktor dolaşıp bir türlü iflah olmazken , orada gerçeğin ta ortasında bir çocuk çıkıyor ve üç öğün yemek yiyorum mutluyum diyor ve tam o an olduğun yere çakılıyorsun . Çünkü gördüğün suyu çıkarılmış fakir edebiyatı değil, siyasilerin narin popolarını koymaya  uğraştıkları o koltuklarına kavuşmak için ağızlarından düşürmedikleri adaletsizlik değil,  izleneyim diye  üç beş insanın saflığından yaralanan aşağılık televizyon programlarının malzemesi değil sadece küçücük bir çocuğun hayattan beklentisinin  gerçek ifadesi.  O çocuklarda bizimken onların hayallerini çalmak kimin haddi. Hangi kendini bilmez o çocuğun hayallerini elinden aldı? O çocuklar şekerden yaratılmış bir harikalar diyarı hayal edemiyorlar. Sizce karnı aç olan çocuk uçabilmeyi isteyebilir mi ki?  Aklımıza geldiklerinde vah vah tüh tüh edip yardım amaçlı yapılan sanal  programlarda hava atmak için yalan bağışlar yaptığımız sanki buradan çok çok uzakta yaşayan çocuklarımız. Onlar büyüdüklerinde hayalsiz olmanın verdiği nefretle ‘HAYAL’İ  suçlar işlerse canı çok yanmış biri çıkıp onlar da bebekti dediğinde aynaya bakabilecek miyiz sahiden !!!

Yorumlar

Popüler Yayınlar